Rahim Ağzı Kanseri yılda binlerce kişide görülende, kadınlarda en sık bulunan 4. Kanser türüdür. Bu kanser türü servikste (rahim ağzı) gelişen bir kanserdir. Serviksin yüzeyindeki hücrelerin anormal hücrelere dönmesiyle kanser oluşmaktadır. Kanser başlangıcındaki hücreler, tanısı konulup tedaviye başlanmadığında kanserli hücreye dönüşmektedir.
Rahim kanserinden sorumlu olan virüs HPV virüsüdür. HPV vajinada siğillere sebep olan bir virüs olmakla birlikte cinsel yollarla bulaşmaktadır.
Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri Nelerdir?
Rahim Ağzı Kanseri erken teşhisi zor bir hastalıktır. Fakat vajinada kitle hissi, vajinal kanama, ağrılı cinsel ilişki, vajinal akıntı sık görülen belirtiler arasındadır. Vajinal kanamalar sıklıkla cinsel ilişki sırasında sonra sonrasında oluşmaktadır.
Kanseri hücreler, vajinaya ve pelvik duvara yayılabilmektedir. Bu yayılımlarda ileri dönemlerde kanlı idrar, vajinadan idrar ve dışkı gelmesi, idrar borusu genişlemesi gibi problemler görülebilir.
Ayrıca kanserli hücreler pelvik duvara yayıldığında bacak ağrısı ve ödem meydana gelebilmektedir. Organ metastazları, karaciğer, akciğer ve kemikte oluşabilmektedir. Rahim ağzı kanseri ortalama orta ve ileri yaşlardaki kadınlarda görülmektedir. Nadirde olsa erken yaşlarda da görülebilir.
Rahim Ağzı Kanserinde Tanı Nasıl Konulur?
Rutin jinekolojik muayenelerde PAP(Smear Testi) yapılan kişilerde anormal bulgular meydana geldiğinde, testin sonuuna göre bir süre sonra bir daha Smear Testi uygulanabiliyor. Aynı zamanda Kolposkopi denilen cihazla rahim ağzı görüntülenmektedir. Kolposkopi sırasında doktor isterse biyopsi de yapabilmektedir.
Genellikle 20-30 yaşlarındaki kadınlarda Rahim Ağzı Kanseri görülme oranı %30-50 oranındadır. Bu sebeple bu yaş aralığındaki kadınların üç yılda bir sadece PAP(Smear) testi ile takip edilmesi önerilmektedir. Fakat 30 yaşını geçmiş kadınlarda PAP(Smear) testine HPV DNA Testide eklenmektedir.
Rahim Ağzı Kanserinden Korunma Yolları Nelerdir?
HPV Virüsü riski aşı ile riski azaltılabilmektedir. Bu aşı HPV virüsünün sebep olduğu kanserlerden korunmada güvenli bir seçenektir.
Uluslararası sağlık kuruluşları 11-12 yaş arasındaki herkese 2-3 doz HPV aşısı yapılmasını önermektedir. Kadınlar her yaşta bu aşıyı olabiliyorken erkekler 21 yaşına kadar olabilmektedir.
21-65 yaş aralığındaki kişilerde yapılan PAP (Smear) testi gibi rutin test taramalarında rahim ağzı kanseri için erken teşhis konulabilir.
Bu kanserden korunmak için aktif cinsel hayatı olan kişilerin cinsel ilişkide kondom kullanmaları önerilir. Bu virüsün riskini düşürebilir fakat bazı durumlarda HPV Virüsü kondomun dışındaki yerlere de ulaşabilmektedir. Bu sebepler kondom da HPV’ye karşı tam koruma sağlayamamaktadır.
Rahim Ağzı Kanserlerinin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Rahim Ağzı kanserinin radyoterapi ve cerrahi olmak üzere 2 ana tedavi yöntemi vardır.
Erken teşhiste yayılım az olduğundan cerrahi müdahale uygulanması önerilmektedir. Cerrahi tedavide yayılan bölgelerdeki kanserli hücreler temizlenmektedir. İlerlemiş kanser vakalarında ise radyoterapi uygulanması uygun görülmektedir.
Fitoterapi ile Rahim Ağzı Kanserine Çözüm Var!
Kanser günümüzde tedavisi zor olan ağır bir hastalıktır. Fakat tedavisi mümkündür. Kanserin tedavisini hızlandıran en önemli faktörlerden birisi erken teşhistir. Günümüzdeki imkanlar ve modern tıp sayesinde kanser erken teşhis edilebilmektedir. Yine de herkes bu durumun farkına varamamakla birlikte çok geç teşhis koyulan hastalarda mevcuttur.
Fitoterapi ile kanser tedavi yöntemlerinin yan etkileri azaltılmakta ve tedavinin hızı arttırılmaktadır. Modern tıbbın fitoterapi ile birlikte kullanılması ile birlikte binlerce kanser hastası kanserden kurtulmaktadır.
Fitoterapi ile Akciğer Kanseri, Prostat Kanseri, Mide Kanseri, Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri, Böbrek Kanseri, Pankreas Kanseri, Rahim (Uterus) Kanseri, Cilt Kanseri, Testis Kanseri, Mesane Kanseri, Over (Yumurtalık) Kanseri ,Bağırsak (Kolon) Kanseri ve Meme Kanseri gibi kanserlerin tedavisinde önemli ilerlemeler kat edilebilmektedir.
Fitoterapi’nin Kanser Tedavisinde Kullanılmasının Amaçları Nelerdir?
- Kanserleri hücrelerin vücuttaki diğer organlara sıçramasına engel olmak,
- Kanserli hücreleri yok etmek,
- Hastanın bağışıklığını güçlendirerek vücudu diğer hastalıklardan korumak,
- Modern tıpla kanser tedavisi için kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin etkilerini arttırmak,
- Kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinden kaynaklanan yan etkileri minimuma indirmektir.
Kanser Tedavisi için Kullanılan Şifalı Bitkiler Nelerdir?
Araştırma merkezlerinde yapılan çalışmalara göre ginseng, yaban mersini, zerdeçal, reishi mantarı gibi bitki özlerinin kanser tedavisinde kullanılarak olumlu sonuçlar alındığı gözlemlenmiştir. Bu konular hakkında çalışmalar yapan Fitoterapi uzmanları kanser tedavisinde etkili bitkisel ürünleri ve bitki özlerini geliştirmektedirler.
Ülkemizde en sık görülen kanser tipi Akciğer Kanseridir. Akciğer Kanserinin sebeplerinin başında sigara kullanımı gelmektedir. Tıbbi bitkileri tüketen Çin ve Hindistan gibi ülkelerde kansere yakalanma oranı diğer ülkelere nazaran daha azdır. Bu ülkelerde görülen kanserlerin nedeni genelde hava kirliliğidir.
Kanser Hastaları Nasıl Beslenmelidir?
Dr. Hakan Özkul Kanser Tedavisi için kendisine gelen hastalara tedavinin olumlu sonuç verebilmesi için “Kanser hastasının yeme-içmeye devam etmesi ve bilincinin yerinde olması gereklidir.” diyor.
Kanser Hastaları için Beslenme Tüyoları:
- Ev yapımı yoğurt tüketilmeli,
- Katkı maddesi içeren ürünler tüketilmemeli,
- Tereyağı ve zeytinyağı dışındaki yağlardan uzak durulmalı,
- Unlu mamüller tüketilmemeli,
- Şekerden uzak durulmalı,
- Beyaz ekmek tüketilmemeli (ekmek olarak tam buğday ekmeği tüketilebilir),
- Sarımsak, limon ve bal tüketilmeli,
- Sabah ve akşam olmak üzere bir tatlı kaşığı çörek otu yağı ve yarım çay bardağı süzme zeytinyağı tüketin,
Fitoterapi ile Kanser Tedavisinin Süresi Ne Kadardır?
Fitoterapi ile Kanser Tedavisine vücut anında cevap vermez ve bir süreç gerektirir. Kanser Tedavisinin süresi 6-12 ay arasında kanserin türüne ve hastanın durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Tedavinin etkisi 4 ay gibi kısa bir sürede de etki edebilmekle birlikte 1 sene sürdüğü de görülmektedir. Kanserli hücreler tamamen tedavi edildiğinde olası metastazları önlemek için düşük dozlarda fitoterapi tedavisinin devam edilmesi önerilmektedir.
Radyoterapi ve kemoterapi çoğu zaman kanser hücrelerini yok edememektedir. Bu hücreler başka organlara geçip güçlenir ve kanser hücreleri üremeye başlar. Metastaz eden kanser bir öncekinden daha ağır geçer. Bu yüzden kemoterapi ve radyoterapi dışında fitoterapi tedavisi mutlaka uygulanmalıdır.